.:: Çakırlar Köyü Resmi Web Sayfası ::.
 
    Konu Başlıkları
 Ana Sayfa

 KÖYÜMÜZ
 Koyumuz
 Geleneklerimiz
 Muhtarlik
 Yore Dili
 Galeri
 Köy Videoları
 Kaybettiklerimiz

 DERNEĞİMİZ
 Yonetim
 Amaçlarımız
 Uyeler
 Faaliyetler
 YÖREMİZ
 Cankiri
 Yaprakli
 Yoneticilerimiz
 Milletvekilleri

 Genel
 Web Linkleri
 Duyurular
 Z.Defteri
    Ziyaretçi Defteri
1:Bayram ş... (Nurettin KARAKAYA)
2:Kadir ge... (Hüseyin UYSAL)
3:teşekkür... (dursun yampal)
4:MEVLİTE ... (TOLGA YAMPAL)
5:Ahmet ça... (Nurettin karakaya)
6:Geçmiş O... (Ethem Ekerbiçer)
7:11 ayın ... (Nurettin Yampal)
8:RAMAZAN ... (Latif Yampal)
9:kutlama (hüseyin bir)
10:Kutlama (Bayamçaylı)
11:kutlama (Nurettin Yampal)
12:şehitler... (mehmet çalışkan)
13:GENEL KU... (Nurettin KARAKAYA)
14:kutlama (kadir yılmaz)
15:Dernek T... (Nurettin KARAKAYA)

[ Tüm Mesajlar ]

Bir "Garip" Orta Anadolu Kenti: Çankırı

cankiri1.jpg (45595 bytes)

"Keçisi Bol Memleket"

Çankırı, Ankara'ya 131 km. uzaklıkta yalnız bir Orta Anadolu kenti. Ankara'nın gölgesinde kalmış, eline biraz para geçenin terkedip uzaklaştığı bir yer.

Anadolu'nun en eski yerleşim yerlerinden birisi olan Çankırı'nın geçmişi neolitik dönemlere kadar uzanmakta. Hititlere ait önemli yerleşimlere sahip olan kenti, sırasıyla Frigler, Kimmerler, Persler işgal etmiş. Büyük İskender'in de geçtiği Çankırı'ya daha sonra Galatlar, Pontuslular, Romalılar ve Bizanslılar sahip olmuş.

1074'te Emir Karatekin tarafından Danişment Beyliği topraklarına katılmış.Kengiri'ya Oguz Boylarından ondokuz boy yerleşmiş, bunlara ait otuzbeş yer adı tespit edilmiştir.
Cevdet Türkay, “Başbakanlık arşiv belgelerine göre, Osmanlı İmparatorluğu’nda; oymak, Aşiret ve Cemaatlar” adlı araştırmasında,Kengiri'ye yerleşen Oymak ve Obalarınlarından bazıları;

Arablıibrahim (Arabluibrahim), Cece, Ceceli (Cecelü, Çeçeli Çeçelü), Cihanbeğli (Cihanbeğlü, Cihanbeğlü nam-ı diğer Yedi boy),
Kasım, Kasımlar (Kasımlı, Kasımlu), Karaşeyh, Karaşeyhler, (Karaşeyhli, Karaşeyhlü, Karaşeyhli Avşarı, Karaşıh),
Göndüşlü (Gündüşlü), Gündeş, Gündeşli, (Gündeşlü, Güldeşli, Güldeşlü)

Galatlar kente "keçisi bol memleket" anlamına gelen Ganrea adını koymuş. Bu ad zaman içinde küçük değişikliklere uğrayarak Cancari, Gangaris, Kangri, Kengiri şeklini almış, nihayet 9 Nisan 1925'te TBMM tarafından Çankırı olarak düzeltilmiş.

cankiri2.jpg (38531 bytes)

Koruma altına alınan bir han (üstte) ve bir ev (altta)

cankiri3.jpg (34154 bytes)

Çankırı Kalesi

150 metre yüksekliğinde bir tepenin üstünde bulunan kale Romalılardan kalma. Zaman içinde birçok kez tamir görmüş. Bugün ise tam anlamı ile bir harabe halinde. Ortalıkta sağlam bir yapı yok. Ama, elinizi nereye atsanız bir Roma dönemi çanak-çömlek kalıntısına ulaşmamanız mümkün değil. Muhtemelen ciddi bir yüzey araştırması bile yapılmamış.

Kalede Emir Karatekin'in türbesinin bulunması tepeyi bir ziyaret yeri haline getirmiş. Güzel havalarda hafta sonu neredeyse tüm Çankırılıların piknik yaptığı bir yer.

Çankırı Evleri

Kent, kalenin bulunduğu tepenin yamaçlarına kurulmuş. Geçirdiği depremler nedeniyle birçok kez yıkılan Çankırı'da geleneksel evler iki katlı. Kışlık olarak adlandırılan birinci katta mutfak ile yemek ve oturma odaları, yazlık denilen ikinci katta ise misafir odası bulunmakta. Kesme taş su basmanı üzerine ahşap çatkı arası kerpiç dolgu kullanılmak suretiyle yapılan evlerin halen 57'si tescil edilerek korunma altına alınmış, ancak bunların önemli bir kısmı oldukça harap vaziyette(1).

İki Önemli Yapı

Çankırı'da görülmesi gereken iki önemli yapı var. Bunlardan biri kentteki tek Selçuklu eseri olan Cemalettin Ferruh Darülhadisi. 1235 tarihinde yapılan şifahaneye, 1242 yılında darülhadis eklenmiş. Zaman içinde şifahane yıkılmış, darülhadis ise bütünüyle ayakta. Bir kapı üzerinde bulunan ve "tıbbın sembolü" olarak kabul edilen, başları birbirlerine karşılıklı gelecek şekilde birbirine sarılmış iki yılan kabartmasının aslı kaybolmuş, bugün yerinde replikası bulunuyor(2).


Diğer eser ise 1522-1538 yılları arasında inşa edilen halk tarafından Büyük Cami veya Ulu Cami olarak da anılan Sultan Süleyman Camii. Mimar Sinan dönemi eserlerinden olan camiyi, Sadık Kalfa inşa etmiş. Cami, bugün özgün halinden bir hayli uzaklaşmış, bilinmeyen bir tarihte yapılan eklemeler kolayca görülebiliyor. Cami içindeki bazı sütunlar, inşaatta çevrede bulunan bazı eski eserlerden "faydalanıldığını" göstermekte.

cankiri4.jpg (30011 bytes)
Darülhadis


cankiri5.jpg (30953 bytes)
Sultan Süleyman Camii

"Farklı" Bir Müze

Çankırı Müzesi mekan olarak diğer müzelerden çok farklı olarak beş katlı bir binanın ikinci katında bulunuyor. Müze'nin arkeoloji bölümünde eski Tunç, Hitit, Helen, Roma ve Bizans dönemleri ile ilgili eserler mevcut. Müzenin en ilginç parçalarından biri olan ve şifahaneden getirilen üzerinde eczacılığı temsil eden kadehe sarılmış yılan kabartmasının bulunduğu heykel, geçen yıl vuku bulan depremde üzerinde durduğu kaideden düşerek kırıldığı için depoya kaldırılmış!

Müze'nin son derece zengin bir Roma dönemi cam eserler koleksiyonuna sahip olduğu söyleniyor, ama o bölümün kapıları "sıradan" ziyaretçilere kapalı olduğu için görülemiyor!!!

Geçen yüzyılın salnameleri Çankırı sancağı ile Kalecik ve Tuht (bugünkü adıyla Yapraklı) nahiyelerinde az sayıda da olsa Rumların ve Ermenilerin yaşadığını kaydetmekte. Sanırım, Müze'nin en güzel eserleri, bu gayrımüslimlerden kalan birkaç ikona parçası (3). cankiri7.jpg (33636 bytes)

cankiri8.jpg (32540 bytes)

Korutekin tepesine sonradan konulmuş bir çeşme

(Solda) Geçen yüzyıldan ikonalar

cankiri6.jpg (26530 bytes)
Taşınan Saat Kulesi

Yapılış tarihi kesin olarak bilinmemekle birlikte 100 yıldan fazla bir geçmişe sahip olan saat kulesi 1948 yılında bulunduğu yerden kaldırılarak bugün apartmanların çevrelediği bir sokağa taşınmış. Yaklaşık 15 metre yüksekliğinde olan kulenin fotoğrafını çekerken yanınıza yaklaşan bir kadının "eski kitap ister misiniz?" diye sormasına şaşırmayın. Cevabınız "evet" olursa kısa bir beklemeden sonra elinize cildi gerçekten güzel olan 1890 Matbaa-i Amire baskısı bir Atlas gelecektir. Ama, istenen fiyat o kadar yüksektir ki, size sadece kitabı şöyle bir karıştırıp geri vermek düşecektir.

...Ve Tuz

Çankırı'ya giderken aklıma çocukluğumda dinlediğim bir masal geldi: Padişah bir gün üç çocuğunu çağırır. "Ben artık ihtiyarladım, yerime sizden biri geçecek, bana en güzel hediyeyi getirene tahtımı bırakacağım" der. Şehzadelerden biri dünyayı gezer dolaşır, babasına en değerli mücevherleri getirir. Diğer şehzade babasına son derece kıymetli silahlar hediye eder. En küçük şehzade ise babasına bir avuç tuz verir ve "seni tuz kadar seviyorum" der. Padişah en küçük şehzadeye kızar, "beni seve seve tuz kadar mı seviyorsun, getire getire bir avuç tuz mu getiriyorsun" der ve hapse attırır. Gel zaman git zaman, padişah hasta olur, doktorlar "kesinlikle tuzlu yememeniz gerekir" derler. Padişah o tatsız-tuzsuz taamları yemeğe başlayınca en küçük oğlunun değerini anlar ve tahtını ona bırakır.

Tuz, Çankırı'nın en önemli gelir kaynağı. Kentin yakınında olan ve Hititlerden beri işletilen tuz ocakları kent ekonomisinde büyük bir yer tutmakta. Bir kilo tuzun ocaklardan çıkış fiyatının 10.500 TL. olduğu, işlenmiş mutfak tuzunun ise marketlerde kaça satıldığı dikkate alınırsa tuzun Çankırı için önemi açıkca ortaya çıkar.

1869 tarihli Kastamonu salnamesinin Çankırı ile ilgili bölümünde "işbu memleha [tuzla] Kengırı'ya üç saat mahâlde bir dere içinde kâin [bulunan] bir mağarada olup müşterileri mağara kapısından hayvanlarıyla içeri girerek yarım ve bir saat kadar yer altında giderek ocak tabir olunur mahallerden mum şavkıyla [ışığında] tuz kat' [keserek] ile hayvanlarına tahmîlen [yükleyerek] mağara kapısına çıkarlar..." denilmektedir(4). Belki de o zamanlar ocaklarda dolaşan bir eşeğin mumyası dünü anımsatmakta.

Yeraltında kilometrelerce uzayan tuz galerilerinde gezmek insana sanki başka bir dünyada yaşanılıyormuş hissini vermekte(5).

Ne Yenir?

Çankırı'da "aman kaçırmayın, mutlaka tadına bakın" denilecek türden yerel bir tad yok. Ama, kenti Pazar günü ziyaret ederseniz, mahalli pazarda köylü kadınlar tarafından çok ehven fiatlarla satılan tulum peyniri ile beyaz peynirin tadına bakmayı da unutmayın. Bir de eğer mevsimi ise (Mayıs sonu/Haziran başı gibi) sarı renkli kirazları es geçmemek gerekir. Ama kirazı ağzınıza atarken Çankırı mapushanesinde yatan Nazım Hikmet ustanın "Bilmiyorum, neden/aklımda hep/ilkönce senden duyduğum/Çankırılı bir cümle var/Pamukladı mıydı kavaklar/kiraz gelir ardından" dizelerini de anımsamak gerekir.

Sonuç olarak, eğer hareketten, iyi-kötü yeni bir yerleri gezip görmekten hoşlanıyorsanız, bir gününüzü Çankırı'ya ayırmakta sakınca yok derim.

Meraklısı için notlar:

(1) Geniş bilgi için bkz: Gökçe Günel-Murat Güler; "Çankırı Evleri", Kültür, Mart-Nisan 1993, No: 98, ss: 48-57.

(2) Geniş bilgi için bkz: Ferruh Toruk; "Çankırı Dârüşşifası", Vakıf ve Kültür, yıl: 2, cilt; II, No: 6, Aralık-1999, ss: 20-24.

(3) Anadolu'daki en güzel ikona koleksiyonlarından birisi Sinop Müzesi'nde bulunmakta. Ama Müze restore edildiği için ziyarete kapalıymış, tıpkı Amasra Müzesi'nin olduğu gibi!

(4) Geniş bilgi için bkz: Sâlnâmelerde Çankırı/Kastamano Vilâyeti Sâlnâmelerinde Çankırı (Kengırı) Sancağı (1869-1903), (yay. haz.: Ömer Türkoğlu), Çankırı Valiliği yay., Çankırı-1999, ss: 614.

(5) Tekel tarafından işletilen Çankırı kaya tuzu ocaklarını gezmek için Turizm Müdürlüğü'nden ve Emniyet'ten önceden izin almak gerekiyor. Ocakları, haftanın altı günü dinamit patlatılarak çalışıldığı için ancak Pazar günü gezmek mümkün.

M. Bülent Varlık (Econ/Stat'Ocak-76)

 http://www.odtumd.org.tr/calismagr/yayin/bulten/102/hocam_cankiri.htm

ÇANKIRI HAKKINDA DAHA FAZLA BİLGİ  KAYNAK : BAHATTİN AYHAN

ÇANKIRI HAKKINDA DAHA FAZLA BİLGİ KAYNAK : PARS TUĞLACI

                                                                                   

Copyright © 2007 & Webmaster L.Yampal
Site Sahibi : Çakırlar Köyü Sosyal Yardımlaşma ve Kültür Derneği